Astronomi Bilimi Kurucusu Kopernik

Astronomi Bilimi Kurucusu Kopernik

Modern astronomi denince akla bir çok isim gelir. Ancak astronominin kurucusu Nicolaus Copernicus’dur. Kopernik bugun bir çok astronomi ile ilgilenen kişiye öncü olmuştur.
Kopernik, 2 Şubat 1473’te Torun kentinde doğdu. Doğduğu ev hâlâ koruma altındadır. Evin içinde ciddi restorasyon yapılmıştır, ama duvarları olduğu gibi kalmıştır. Kopernik evde, annesi ve babasının gözetiminde eğitim aldı. Küçük Nikolay daha 10 yaşına basmadan, babası hayatını kaybetti. Onun yerine Nikolay ile dayısı, Luka Vattselrode ilgilendi. Daha sonra Ermeland Piskoposu olacak dayısı, sert mizaçlı bir o kadar da akıllı, saygı gören ve eğitimli bir adamdı. Nikolay, ilk eğitimini Aziz Yana din okulunda aldı. Ancak okulun eğitim düzeni Orta Çağ yapısındaydı. Ana öge teoloji üzerineydi.

Kopernik’in döneminde Avrupa eğitimi bunalım geçiriyordu. Aydınlanma Çağı’na doğru gidiş hızlanmıştı ve her yerde araştırma ruhu canlanmıştı. Bu canlanmada başı çeken hümanistler, bilim adamları, filozoflar ve skolastik ya da Arap aracılar olmadan, doğrudan orijinalinden okunan antik Yunan doğa bilimcileriydi.
Aslında Kopernik ne tıp bilimiyle ne de hukuk ile ilgileniyor, ikisini de itici buluyordu. Her iki bilim dalından da diploma almayı reddetti. Kopernik, astronomi ile ilgili reform çalışmalarına İtalya’dayken başlamıştı. Antik doğa bilimcilerine göre gök cisimlerinin düzenli dairesel bir hareket içinde olması gerektiği düşüncesiyle, yıldızların hareketindeki var olan yanlışlarla bağdaşmak için ortaya atılmış, sözde dış ilmekler ve sayısız çemberlerle, o döneme hakim olmuş Batlamyus sisteminin müthiş çelişkisi ve karmaşıklığı Kopernik’i çileden çıkarmıştı. Gök cisimleri düzenli dairesel bir harekete sahip olmalıydı, çünkü kutsal ve mükemmel şeylere düzen, intizam ve ahenk yaraşırdı, duraksamalar, sarsılmalar ve karışıklar ise hiç yakışmazdı.
Kopernik döneminde atmosferle ilgili görüşler önemli ölçüde değişmişti. Orta Çağ karanlığından sonra, kuşku çağı da başlamıştı ve kuşkular bilim adamlarını ve onların aklını bağımsız çalışmaya doğru hızla itiyordu.Ne yapabilirdi? Birikmiş gerçeklerin büyük kısmını red ve ihmal edilen düşünce açısından yeniden yorumlamak, var olan öğretilerin temellerini değiştirmek, başka bir deyişle, yeni bir sistem oluşturmak. İşte Kopernik’in yapacağı da bu olacaktı.
Son dört yüz yılda tanık olduğumuz bilimsel gelişmelerin astronomideki bu devrimle başladığı söylenebilir.

Güneş merkezi sistem yalnızca modern bilimin doğuşuna değil, insanın evren içindeki yerini saptamada yeni ve daha ölçülü bir görüşün ortaya çıkmasının başlangıcıdır aynı zamanda. Copernicus’la birlikte insan, kendini doğanın bir parçası saymaya başladı. Önceki süreçlerle ilgili olarak, Babillerin göksel nesnelerle ilgili gözlemleri, Yunanlıların kuramsal incelemeleri ve 17. yüzyıla gelinceye kadar egemenliğini sürdüren “Batlamyus sistemi”‘nin yarattığı birikim, bu devrimi hazırladı denilebilir. Copernicus’un bu buluşunun Rönesans ve sonraki sürece tekabül etmesi bir şanstır aynı zamanda.

Batlumyus’a göre gökyüzü, yıldızların çakılı olduğu dönen bir küre idi. Dünya bu kürenin merkezinde sabit bir yere sahipti. Çevresinde ay, güneş vd. gezegenlerden oluşan bir dizi küre mevcuttu. Tanrısal bir düzen olarak algılanan bu sistemle insanoğluna evrenin merkezinde olma onurunu(!) veriyor idi. – Ne var ki bu sistem, Copernicus açısından son derece karmaşık, tutarsız, parçaları ayrı yerlerde olan bir heykeli andırıyordu.

Copernicus’un ilk çıkışı astronomiyi basitleştirmek ve tutarlı hale getirmek kaygısıyla olmuştur. Sisteme devrimci özelliğini veren şey ise yer merkezli sistem yerine güneş merkezli sistemi savunması ve Yer’in sıradan bir gezegen olduğunu belirtmesidir. (Evren‘in sınırlılığı anlayışı terkedilmemiştir.) Copernicus’a göre Gezegenleri taşıyan göksel küreler, dünyanın değil, güneşin etrafında dönüyordu. Dünya merkezde değildir ve sabit de değildir. Yıllık ve günlük dönüşler sergiler.

Copernicus’un Güneş’e karşı olan mistik hayranlığına Platon’un etkisi çerçevesinde bakılabilir. Katolik Kilisesi’nin önceleri belirgin bir tepkisi görülmez. İlk tepki Protestanlardan gelir:

Bu konuda Luther “Bu budala astronomi bilimini alt üst etme sevdasındadır. Oysa Kutsal Kitap, Arzın değil, güneşin döndüğünü söyler. Bu yeni yetmeye halk kulak verecek. Olacak iş mi?” diyerek yersiz bir tepki ortaya koymaktadır. Katolik Kilisesi’ne karşı amansız bir kavga veren Luther, bunun yerine yine Hristiyanlık içersinde bir yapılanma koymaktadır. dogmaların içinde ancak bilim düşmanlığı yapabiliyor.

Önceki Çok Gizemli ve Gizli Kelime Tetragrammaton
Sonraki Evrende Yalnızmıyız Sorusuna Cevap Fermi Paradoksu

Yazar hakkında

keykubad
keykubad 136 Gönderiler

2012 yılında yeni kimliği ve yeni bilgilerle sizlere teknoloji,web programlama,tasarim,güvenlik,internet ve programlar hakkında detaylı bilgiler vermek amaçlı kurulmuş kişisel web sayfamdır.

Yazara ait tüm yazılar

Diğer yazılarımız

Haberler 0 Yorum

Gezegenmi Değilmi Tartışmasına Yol Açan Cüce Gezegenler

Plüton denince ilk olarak aklınıza gelen gezegenmi değilmi sorusu oluyor. Plüton artık gezegen statüsünde değil. Cüce gezegen olarak adlandırılan sınıftadır. Plüton Eski kitaplarda güneş sistemimizdeki gezegen olarak adlandırılmıştır. Ancak daha

Haberler 0 Yorum

Ölümsüzlük İnsan Beynini Bilgisayara Aktarmak

Ölümsüzlüğe bir adım atmak istermisiniz ? Tüm hafızanızı beyninizdeki kayıtlı tüm bilgileri bir bilgisayara aktarıldığını hayal edin. Peki bu aktarılan ruhsuz bir bilgi hazinesimi yoksa sizmi olursunuz ? Peki ya

Genel 0 Yorum

Takyon Enerjisi Reiki Max Steel Filmi

Max steel filminede konu olan enerji türünü ele alacağımız bu videomuzda hem film hemde gerçek hayattaki bilgilerine yer vereceğiz. Kundalini Reiki kurucusu Ole Gabrielsen tarafından keşfedilmiştir. Takyon enerjinin tohumudur. Kuantum

0 Yorum

Herhangi bir yorum yapılmamış!

İlk yazan olabilirsin bu yazıyı yorumlamak istermisin?

Cevap bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.