Kartacalılar antik zamanda denizcilik ve gemi tasarımı üzerine yaptıkları yenilikler ile bilinirdi. Donanmanın koruduğu imparatorluğu, İtalya’nın ucundaki Sicilya’dan Afrika’nın Atlantik kıyılarına kadar uzanıyordu. Kartaca’nın denizdeki kuvveti, Sicilya ve bölgedeki diğer Helenistik tiranlarla yarışır hale gelmişti ve sonunda yarattıkları donanma ile kara ordusu kadar başarılı olan Romalıların yerini almıştı.

Kartaca İmparatorluğu
Kartaca, Akdeniz’deki eski Fenike kolonilerinin başına geçmekle kalmayıp, imparatorluk sınırları içine Kuzey Afrika, İber Yarımadası, Sicilya, Sardinya, Korsika ve diğer batı Akdeniz adaları gibi yeni birçok koloni dahil etti. Antik dünyanın imrendiği donanmasını bu şehirler arasındaki ticari ilişkileri sürdürmek ve çıkarlarını korumak için kullandı. Bu donanma o kadar güçlüydü ki, Roma her ne kadar kara savaşlarında başarılı olsa da Kartaca’yı yenmek için ve Batı Akdeniz’i hakimiyeti altına almak için ilk defa kendi filosunu inşa etmek zorunda kaldı. Pön Savaşları’ndan üç yüzyıl önce bile Kartaca donanması denizlerin hakimiydi.

Kartaca’nın Gemileri
Anavatanları olan Fenike’den kendilerine miras kalan becerileri sadece denizcilik değildi; Kartacalılar aynı zamanda gemilerinin kalitesi ile de Antik Akdeniz’de hayranlık uyandırmaktaydı. Kartaca’nın büyük boyutlu gemilere talebi o kadar çoktu ki parçaları önceden seri bir şekilde üretilip, kolay birleştirilmesi için numarandırılıp hazırlanıyordu. Gemilerinde meşe, köknar ve çam ağaçları kullanıyorlardı. Kartaca’nın filosunun büyüklüğü zamana göre değişiyordu ama tarihçi Polibios’a göre MÖ 256 yılında Kartaca’nın filosu 350 gemiden oluşuyordu. Roma ile girdikleri Pön Savaşları (MÖ 264-164) sırasında filo savaşlarda ve fırtınalarda korunmak adına sürekli yenilenmek zorunda kalmıştı.
Kartaca’nın filosu, ön tarafında su seviyesinin hemen altında bulunan bronz bir koçbaşı ile vurarak düşman gemilerini batırmaya çalışan büyük yelkenli ve kürekli gemilerden oluşuyordu. Yön, arka tarafın (geminin kıç tarafının), her iki yanına sabitlenmiş yönlendirici küreklerle sağlanıyordu. Her yönlendirici kürek dümenci tarafından kullanılabilmesi için yatay bir kaydırma çubuğu ile donatılmıştı. Fenikeliler üç sıra kürekli kadırgayı (triteme) icat etmişlerdi fakat Kartacalılar bunları erken dönemlerinde kullandıktan sonra MÖ 4 yy’da daha büyük ve daha hızlı olan kürek başına dört ve beş kişinin düştüğü dört (quadrireme) ve beş (quinquereme) sıra kürekli kadırga kullanmaya başladılar. Quinqueremeler adını her üçlü kürek sırasında beş kürekçi bulundurmasından alıyordu ve Kartaca donanmasının en çok kullanılan gemisiydi. Üzerlerine mancınık yerleştirilen bu devasa gemiler muhtemelen kuşatma savaşlarında kısıtlı olarak kullanılmış ve borda[1] savaşlarında kullanılmamıştır.

Taktikler
Deniz savaşı sırasında gemilerin esas amacı düşman gemilerinin gövdelerine koçbaşı ile vurmak ve delik açmaktı ya da sıralı kürekçilerinin küreklerini kırmaktı. Yelkenler savaş esasında kullanılmıyordu ama kürek gücü gemiye yaklaşık 7-8 knotluk[2] bir hız sağlıyordu. Geminin tayfası o kadar iyi eğitilmeliydi ki sadece gemiye manevra yaptırmayı değil, aynı zamanda düşman gemilerini çok uzağa kaçırmamalı ve koçbaşı ile yarık açmalıydı. İkinci aşama ise düşman gemisine çeşitli uzun menzili silahlarla saldırmak ve gerektiğinde borda kancaları kullanarak düşman gemisine çıkıp göğüs göğüse çarpışmaktı. Polibios, Kartacalı denizcilerin savaş anındaki beceri ve taktiklerini şöyle anlatıyor:
“Romalılar gemilerinin üstün inşası ve kürekçilerinin açık denizlerde geliştirdikleri iyi eğitimleri sayesinde hız bakımından çok üstündüler. Bir gemi herhangi bir şekilde düşman tarafından alt ediliyorsa hızları yüzünden derhal açık denize çekilir ve peşine o gemiyi takardı… İşte o zaman, o gemiye ya arkadan ya da kanatlardan saldırırlardı. Düşmanları, kötü kürekçileri ve ağır gemi gövdeleri yüzünden dönerken çok büyük zorluklar yaşıyorlardı; böylece Kartacalılar birçoğunu defalarca koçbaşları ile vurup batırıyordu.” (aktaran Salimbeti 49 )
Gemiler iki türlü mahmuzlanıyordu. Birincisi “diekplous” (diğer adıyla “yarma”) denilen gemiler, sıra hat halinde oluştuğunda tek bir zayıf nokta seçilir ve oradan saldırılır. Karşı tarafın gemileri kendi hatlarında herhangi bir boşluk oluşmasını önlemek için ya diekplousa karşı hatlarını kademeli dağınık düzende tutardı ya da hiç boşluk bırakmazdı. Diekplous taktiği Ebro savaşında (MÖ 217) Romalı bir filonun Kartacalı bir filoyu yenmesinde çok mühim bir rol oynamıştı. Bir diğer taktik “periplous” olarak bilinen bir taktikti. Bu taktikte gemiler, düşman gemilerinin kanatları boyunca ilerleyip kanat ve arkadan saldırmaya çalışırdı. Bu taktiğin önüne bir diekplous savaşına izin verecek kadar olmasa da gemilerin mümkün olduğunca geniş alanda yayılmasıyla geçilebilirdi. Filonun bir kanadını bir sahil tarafından korunacak şekilde konuşlandırdığınızda özellikle çok sayıda düşmandan periplous manevrası için çok büyük imkânlar sağlardı. Bütün bu mahmuzlama devam ederken, daha küçük gemiler ortada kalmış olan gemileri savaş hattından uzaklaştırmaya veya ele geçirilmiş olanları götürürdü.

Deniz savaşları dışında Kartaca’nın filosu ordu için taşıma, ticari gemileri için koruma, kıyılara baskın, düşman gemilerine saldırı, düşman limanlarına abluka altına alma ve Kartacalı kuvvetlerini onlar abluka atlında olduğunu zaman onları kurtarma gibi birçok lojistik görevde bulunuyordu. Kartaca’nın filosu aynı zamanda ticari tekelinin bulunduğu yerleri rakiplerinden korumak için onların ticari gemilerini batırırdı.

Komutanlar ve Mürettebat
Filonun komutası Kartaca konsili tarafından seçilen bir amiral ile idare ediliyordu. Bu amiral ordu komutanı ile eş seviyede idi ve nadiren iki kuvvet aynı kişi tarafından yönetiliyordu. Her gemi üç subay ile yönetiliyordu ve bunlardan biri dümenciydi. Klasik bir beş sıralı kadırga (quinquereme) 300 kişilik Kartaca’nın vatandaşları ve Utika[3] gibi müttefiklerinden oluşan bir kürekçi takımından oluşuyordu. Daha sonra yüksek talebi karşılamak için savaş zamanında köleler de kullanılmaya başlanılmıştı. Daha az işi bilen köleler büyük gemilerde iki kişinin kürek çektiği yerlerde kullanılıyordu. Bu düzenleme sayesinde bir kürekçinin gücünden yararlanırken diğerinin de tekniğinden yararlanılıyordu. MÖ 3. yy ait Sicilya açıklarında batmış olan Kartaca gemisi Marsala batığı bize sadece gemilerin kolay birleştirme için numaralandırılma bilgisini vermekle kalmayıp bize aynı zamanda mürettebatın ne yiyip ne içildiği (çeşitli kurutulmuş et: tavuk, at, sığır, keçi, domuz, inek ve ceviz, badem ayrıca içecek olarak da şarap) hakkında da bilgi sağlamıştır.
Kürekçiler gemi sahilde iken rahatlayamazdı çünkü deniz savaşları olmasa da kara savaşları olması beklenirdi. Mürettebat çeşitli kuşatma ekipmanlarının inşası için de kullanılıyordu. Büyük gemiler birkaç katlıydı bu yüzden de mızrak, cirit ve kılıçlarla silahlandırılmış okçular ve deniz piyadeleri ile her an düşman gemilerini bordaya hazır bir biçim bekliyordu.

Kartaca Limanı
Kartaca donanma filosunun kendine ait bir limanla ayrılıyordu ama Kartaca’daki ticari limana bağlıydı. Bu donanma limanı devasa bir halka şeklindeydi ama ticari limandaki dikdörtgen biçimli limanda demirleniyorlardı. İnsan yapımı ve yaklaşık iki metre derinlikte olan iki liman da muhtemelen MÖ 220-210 yy.’a tarihlendirilir. Donanmanın liman merkezi “amiral adası” olarak bilinen, dış halkaya geçitlerle bağlanmış bir kule yapısı üzerinden yönetiliyordu. Tarihçi Appian, bize bu “limanın adası”na 30 tane gemi sığabilecek kapasitede olduğunu ve ayrıca girişin 21 metre olduğunu anlatıyor. Rıhtım barakasının dış halkası ise diğer bir 170 gemi ile tutulmaktaydı. Güncel arkeolojik veriler sayesinde limanın çapının 325 metre olduğu keşif edildi ve bu Appian’ın verileri ile eşleşmektedir. İyon sütunlu çatılı rıhtım barakaları nispeten daha hafif olan gemilerin bir kızak yolu çekilip tamire alınmasını ve bunların kullanılmadığı zamanda su geçirmemesini sağlıyordu. Bu barakalar 30-48 metre uzunlukta ve 6 metre genişlikteydi. Liman aynı zamanda piyadelerin hatta savaş arabalarının bile gemilere binerken kullanabildiği geniş bir platforma (choma) sahipti. Her iki liman da çok büyük sur duvarları ile korunuyordu.

Tarihsel belgelerin taraflı olması
Kartaca’nın tarihi üzerine yapılacak bir çalışma bir ölçüde sorunludur. Bugün için Kartaca ile ilgili yazılı kaynaklar, Romalı ve Yunan tarihçilerin çalışmalarıyla sınırlıdır. Gerek Kartacalıların gerekse de Fenikelilerin papirüs kullanmaları ve bu materyalin zaman içinde dağılması sonucu, Kartaca ve Fenike yazılı kaynakları zamanımıza kadar ulaşmamıştır. Bu sonuçta kuşkusuz Pön savaşları sonunda Roma ordusunun kentin kültürünün ve kayıtlarının tahrip edilmiş olmasında yatar. Üçüncü Pön Savaşı sonunda kent büyük ölçüde yakıldı, yıkıldı ve yağmalandı, ilk elden kaynakların çok azı günümüze ulaşabildi. Kuzey Afrika’daki ortaya çıkarılan yapı ve yazıtlarda bulunanlarla birlikte Grekçe ve Latincede birkaç eski Pön çevirisi bulunmaktadır Fakat esas kaynaklar, Titus Livius, Polybius, Appian, Cornelius Nepos, Silius İtalicus, Plutarkhos, Cassius Dio ve Herodot gibi Yunan ve Roma tarihçilerinin eserleridir. Bu yazarlar, Kartaca ile rekabet halinde olan dolayısıyla da sık sık çatışan toplumların insanlarıdırlar Yunan şehir devletleri Kartaca ile Sicilya için rekabet halindeydiler Öte yandan Roma üç devre halinde süren bir dizi muharebe içine girmiştir. (Pön Savaşları)[6] Bekleneceği şekilde bu yazarların Kartaca ile ilgili yazdıkları, belirgin biçimde Kartaca aleyhtarı yazılardı. Kartaca hakkında daha tarafsız yazan birkaç Yunan yazarın eserleri ise günümüze ulaşamamıştır.

Kuruluş ve Kolonileşme
Kartaca kenti, Tyre (Sur) kenti kraliçesi Elishar tarafından (Yunan kaynaklarında Elissa ya da Elissar, Roma kaynaklarında Dido) MÖ 814 ya da 813 yıllarında kurulmuştur. Roma imparatorluğundan kaçan Elishar yandaşlarınıda yanına alarak Tunus’a kaçmış ve dönemin Tunus imparatorundan kendisine bir öküz postu kadar bir yer verilmesini istemiş. İmparator bu teklifi kabul edince öküz postunu ince ince iplik haline getirerek Akdeniz kıyısına Kartaca’yı kurmuştur.

Akdeniz’deki merkezi konumu Kartaca’ya deniz ticaretinde geniş olanaklar sağlamıştır. Fenikeli tüccarlar açısından geleneksel hale gelen Doğu Akdeniz ticaretinin yanı sıra Batı Akdeniz’e de aynı derecede yakın olmasıyla Kartacalı tüccarlar, Batı Akdeniz’de bağlı koloniler oluşturmakta gecikmediler.
Fenike kentleri, tarihlerinin hiçbir döneminde tam bağımsız kent devletleri olmamışlardır, komşuları olan güçlü devletlerin hegemonyalarını kabul etmiş, Akdeniz’de serbestçe ticaret yaparak servet edinmenin bir bedeli olarak gördükleri yıllık vergileri bu devletlere ödemişler, bunu ticari faaliyetlerin bir sabit maliyeti olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla denizaşırı Fenike kolonileri de kendi politik ve ticari stratejilerini bağımsızca geliştirmişlerdir. Kartaca da bu denizaşırı kolonilerden biri olarak, konumunun getirdiği olanaklardan serbestçe yararlanmıştır.
MÖ 509 yılında Roma Cumhuriyeti ile Kartaca arasında, Akdeniz’in ticari ve politik etki alanları olarak iki devlet arasında bölüşümünü sağlayan bir anlaşma da, Kartaca’nın Batı Akdeniz ve Kuzey Afrika kıyılarındaki genişlemesine katkıda bulunmuştu.
MÖ 5. yüzyıl başlarında Kartaca artık Batı Akdeniz ve Kuzey Afrika kıyılarında geniş bir etki alanını kontrol etmektedir. Eski Fenike kolonilerini –yer yer zor kullanarak- kontrolü altına almış, Libya’daki göçebe çöl kabilelerini sindirmiştir. Akdeniz’de Kartaca genişlemesi, İspanya kıyılarından başlayarak iç kesimlere, Sicilya, Balear adaları, Sardunya ve Kuzey Afrika kıyılarındaki kolonileşmeyle altın devrine ulaşmıştır.

Kartaca İmparatorluğunun Siyasi Yapısı
Kartaca, iki kral, iki de kurul tarafından yönetiliyordu. İki kuruldan daha geniş yetkileri olan senato en varlıklı ailelerin reisleri arasından seçilen 300 kişiden oluşan bir kuruldu. Otuz kişilik bir iç kurul üyeliği ömür boyu olmakla birlikte diğer üyeler belirli aralıklarla seçim yoluyla yenilenirlerdi. Meclis ise belirli bir varlık düzeyinin üstündeki tüm özgür Kartaca vatandaşlarından oluşmaktaydı. Esasen seçilen kralların onaylanması dışında fazla bir yetkisi yoktur. Krallar bir yıllık görev süreleri için seçiliyorlardı. Yetkileri senatonun denetimi ve kamu kurumların yönetimi idi.

Kartaca Cumhuriyeti ve Roma Cumhuriyeti ilişkileri
MÖ 6. yüzyılın sonlarından itibaren Roma ile Akdeniz’in etki alanı olarak paylaşılmasında, Kartaca ile Roma arasında ufak sürtüşmeler dışında pek fazla sorun yaşanmadı. Ancak MÖ 3. yüzyılda dengeler değişmeye başlamıştır. İtalya yarımadasında Yunan kent devletleri üzerinde kesin hakimiyet kuran Roma, Akdeniz ticaretinden payını artırmaya gitmek yolundadır artık.
Akdeniz üzerindeki etki alanları çekişmesi, Pön savaşları olarak tarihe geçecek bir dizi çatışmaya yol açmıştır. Sicilya’daki Yunan kolonileriyle Kartaca arasında çıkan çatışmada, Yunan kolonilerinin Roma’nın yardımını istemeleri üzerine 1. Pön Savaşları çıkmıştır. MÖ 265 yılında, ağırlıklı olarak deniz savaşlarıyla süren bu savaşlar MÖ 241 yılında Kartaca’nın barış istemesiyle sonuçlanmıştır.
Bu yenilgiden sonra Kartaca İber yarımadası’na gözlerini dikmiştir. Kartaca, General Hamilcar Barca ve oğulları Hannibal ve Hasdrubal Barca İber yarımadasının neredeyse tümünü kontrol altına almıştır. Roma’nın elinde sadece Saguntum kenti kalmıştı. Gelişmeleri endişeyle izleyen ve Kartaca’yla yeni bir çatışmayı politik olarak gerekli gören Roma, MÖ 218 yılında, Kartaca ordularının Ebro nehrini geçmelerinin savaş durumu sayılacağını belirten bir girişimde bulunmuştur.
Bunun üzerine patlak veren 2. Pön Savaşlarında Hannibal kara ordusuyla İber yarımadasından kara yolunu kullanarak İtalya’ya ilerledi. 2. Pön Savaşları, Hannibal’in tarihin gördüğü en yetenekli komutanlardan sayılmasına neden olacak birbiri ardına kazanılan başarılarla sürdü. Ancak İtalya topraklarında kesin sonuçlu bir başarı sağlamayan Hannibal, Roma’nın MÖ 204 yılında Kartaca yakınlarına bir çıkartma yapması üzerine İtalya’dan ayrılmak zorunda kalmıştır. MÖ 203 yılında Zama savaşında Hannibal orduları Roma ordusu karşısında yenilgiye uğramış ve Kartaca, oldukça ağır barış koşullarını kabul etmiştir.
Bu iki yenilgi sonrasında gücünden çok şey kaybetmiş olan Kartaca’ya karşı Roma’nın son darbesi, MÖ 149 yılında başlayan ve MÖ 146 yılında Kartaca kentinin tümüyle yakılıp yıkılmasıyla son bulan Ucuncu Pön Savaşıdır.

Kaynak
Gorgondergisi.com
Wikipedia.com
Wikiwand.com

Yazar

2012 yılında yeni kimliği ve yeni bilgilerle sizlere teknoloji,web programlama,tasarim,güvenlik,internet ve programlar hakkında detaylı bilgiler vermek amaçlı kurulmuş kişisel web sayfamdır.

Bir yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Pinle